Merhabalar!

Karakış dedim ama bu sene kış Türkiye'de daha bir kara, daha bir soğuk geçti. Biz buralarda sevimsiz alçak basınç, neidüğü belirsiz bir yağış ile güneşsiz bir kış geçirdik. Gözünü sevdiğimin soğuk ve güneşli havalarından mahrum kalıp, solungaç ve yüzgeç çıkaracağımız günleri merak ettik. Halbuki neredeydi o güzelim eşek donduran güneşi Oslo'nun....

Yaşasın bahar ayları, gevşesin herkesin gönül yayları... Yarın 21 Mart, baharın başlangıcı hatta bir bakıma yeni yıl...

Ne yalan söyliyeyim; kökenlerimde bu tarihi, ne bayram ne de seyran olarak kutlayan var ama, doğaya yaklaştıkca bu tarih benim için daha anlam kazanmaya başladı. Fars dilinde yeni yıl demekmiş zaten. Geçen senelerde İranli bir arkadaşımın evinde masaya yerleştirdiği çimenleri, baharatları, yemekleri görüp ardından da haşlanmış yumurta boyamıştık. Halbuki bu yumurta işi sadece paskalya geleneği sanırdım ben. Yemeli içmeli her törensel şeye ne kadar meraklı olduğumu bilen bilir, bahar geldi diye biz de tıkabasa yiyip kutlamıştık nevruzu....

Bu sene nevruzdan evvel bir de güneş tutulması yaşandı biliyorsunuz. İngiltere'nin ve Norveç'in kuzeyinde tam olarak izlendi Svalbard adalarında filan. Ama biz de Oslo'da az biraz yaşadık ve hissettik tutulmayı.

Gerçi tutulmalardan biraz korktuğum doğrudur. 2006 yılında tutulma esnasında annemi ambulansla hastaneye yetiştirmeye çalışıyordum ki zaten araçta kendisini kaybetmişiz.

2008 yılında da Oslo'da izlemiştim tutulmayı. Ardından korkunçlu haber gelmedi ama finans krizi - kabusu o zamanlar patlamıştı sanırım. Bu sefer hayırlara vesile olmasını dileyeyim daha da batıl işlere girmeyelim.

Nevruz için çeşitli organizasyonlar varmış Azerbaycanlı dostlarımızın düzenlediği. Bu sene ona katılmayı düşünüyorum. Ama öncesinde sizlerle çektiğim tutulma fotoğraflarını paylaşmak istiyorum.